Özlü Sözler

Fuzûli Sözleri

Fuzûli Sözleri

Fuzûli Sözleri ve Alıntıları

Boş yere canı yanmaz insanın. Ya bir eksiklik vardır geleceğe dair, ya da bir fazlalık vardır geçmişten gelen. (Leyla ile Mecnun)

Yalanı başkasına ileten, yalancının yerini tutar. (Rind ile Zahid)

Eğer dert ortağı isen, benim yârim ol; yok, eğer dert ortağı değil sen de, var ol! (Leyla ile Mecnun)

Gam merhalesinde yapayalnız kalmışım; ne yârim, ne arkadaşım, ne de dert ortağım var. (Leyla ile Mecnun)

Çünkü nefesin canı vardır.(Rind ile Zahid)

Dünyaya gelip de gitmeyen mi var? Olgunluğa erişip de sonu gelmeyen mi var? (Leyla ile Mecnun)


Karıncayı bile incitmem deme! ‘Bile’den incinir karınca;
Söz söylemek irfan ister, anlamak insan…

— Fuzûli, Leyla ile Mecnun


Suret’ten ma’na’ya götüren bir rol vardır. Ma’na gülünün göründüğü yerler suret’in bahçeleridir! (Rind ile Zahid)

Sustuğum şeyler var, hiç konuşmadıklarım. İçinde kaybolduğum şehirler ve içimde kaybolup giden insanlar var. (Leyla ile Mecnun)

Vücut bir gam tuzağıdır; özgür olanların yeri yokluktur. Kim bu tuzağa düşerse, gama karşı sürekli sabretmesi gerekir. (Leyla ile Mecnun)

Bir kul, dünyada ad bırakmak ıçın, bir ömür boyu meşakkat çeker ve çocuk bes­ler; terbiyenin güzeli çocuğa tesir etmez de babasının adını yele verir yüz suyu döker­se, o kimse için ümid yoktur! (Rind ile Zahid)

Sen onu cahilliğinden istiyorsun! O ise sana bilgisiyle aşıktır! (Leyla ile Mecnun)

Sen yeter ki çocukluk yap gönlümde salıncağın hazır. (Leyla ile Mecnun)

Herkes, kendi işinde kusursuz olmalı. Aşığın akıl sahi­bi olması doğru mudur? (Fuzûli Divânı)

Senin için dünyayı karşıma almışım da sen onlar daha kalabalık diye o tarafa geçmişsin gibi. (Leyla ile Mecnun)

Bana Leyla gibi çok peri yüzlüler, birçok güzeller var dersiniz. Billahi bu sözü asla demeyiniz! Âlemden ondan başka kim var? Bülbül, gül için inlerken gelincik onun derdine deva olur mu? (Leyla ile Mecnun)

Vefasızdır dünya kimseyi mutlu etmez. (Fuzûli Divânı)

Gönül hayaliyle teselli bulur, kavuşmayı arzu etmez! (Leyla ile Mecnun)

Mumun hayatı ateşle değil mi? Ateşle mutludur o. (Leyla ile Mecnun)

Kişi cahilliğini itiraf ederse, ayıp değildir. Her bilgin başlangıçta cahildir. (Rind ile Zahid)

Madem o sana sevgi gösterdi. İyiliğe karşı kötülük etme bari. (Leyla ile Mecnun)

Tövbe et; çünkü tövbe, amellerin en güzelidir. Kurtuluş için gayret et; çünkü bu gereklidir. (Leyla ile Mecnun)

Deliye hazine değil virane gerektir. (Fuzûli Divânı)

Bu yoldan uzak durmak olmaz; çünkü en güzel yoldur sana giden yol. (Leyla ile Mecnun)

Bulut değilsin, ağlama.(Leyla ile Mecnun)

Nefsin ayıbı, cahilliğin ayıbından gafil olmaktır. Gerçi her noksan olana mü­kemmellik kondurmak yersizdir. Ama noksan olan, kendi noksanlığını bilirse bir bakıma mükemmelliktir! (Rind ile Zahid)

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. (Leyla ile Mecnun)

Gönlünü sıkıntıya öyle alıştır ki, senin sıkıntı dediğinden kişiler lütuf görsün! Kime gamdan ferah ve üzüntüden rahat gelmezse, onun rahatı üzüntüye vesile olur, ferahlığı da gam ve kederin ta kendisidir. (Rind ile Zahid)

İnsanlar içinde zulüm çoktur; sen benim gönlümü tenhalığa alıştır! (Leyla ile Mecnun)

Ecel gelse, benim neyimi alacak ki? Can yok; gam alacak değil ya. (Leyla ile Mecnun)

Daima kendimi evsiz barksız gördüm. / Derde düşmüş, hicranla dağlanmış gördüm. / Bir fark var: Nuh burada tufan gördü. / Ben Nuh değilim; nice tufan gördüm. (Fuzûli Divânı)

Zülfüne tutunduğumdan beri delilik zinciri ile içli dışlıyım. (Leyla ile Mecnun)

Cahillerin sıkıntısı fakirlikten, rahatları ise zenginliktendir. Bu sebepten bazan ra­hatları, çok kere de sıkıntıları vardır. Fa­kirliği rahat bilen dertliler ise rahatın ta kendisidirler, sıkıntının adını bile bilmezler. (Rind ile Zahid)

Maşukun yüzü, bilge olmayandan gizli kalmalı; çünkü bilge olmayan, Allah’ın sanatını idrak etmez. (Leyla ile Mecnun)

Aşk, canın belâsıdır. (Fuzûli Divânı)

Gözlerin o kadar yeşil ki; öpsem gözlerinden, dudağımda bir orman filizlenir. (Leyla ile Mecnun)

Allah’ı bilen konuşmaz, lâldir! (Rind ile Zahid)

Devran hep böyle dönmez. Bakarsın, bir gün murat çiçeğin açılıverir. Sen inançlı ol. (Leyla ile Mecnun)

Gül, gonca iken dikenle birliktedir; açıldığında ise bir başka yar ile birlikte olur. Aslında azabı çeken dikendir; fakat mevsimi geldiğinde gül suyunu hekim alıp gider. (Leyla ile Mecnun)

Bir dosttan öğüt almayıp, kendimi aşka bıraktım. Benim kendime ettiğimi hiçbir düşman etmez bana. (Fuzûli Divânı)

Bülbül gül için ağlayıp inlerken, lale onun derdine derman olur mu? (Leyla ile Mecnun)

Nefis, gurbet tuzağının esiri olmayınca, mihnet ve meşakkatten incinmez. (Rind ile Zahid)

Herkesin bir derdi vardır. Kimi söyler dilini yorar, kimi susar yüreğini yakar. (Leyla ile Mecnun)

Âşıklar Yusuf’u almak için pazarlık yapmaya başlayınca her dil adeta Züleyha’yı öldürmek için bir kılıç kesilir. (Fuzûli Divânı)

Bahaneler ileri sürmektense, başlamak ve tevekküle sarılmak daha iyidir. (Leyla ile Mecnun)

Bu âlem, Allah’ın (c.c) sanatını sergilediği bir iş yeridir. (Leyla ile Mecnun)

Ömür bitti, söz sona ulaşmadı. (Rind ile Zahid)

Öyle bir diyarda eğleştir ki beni, insanoğlunun kırıntısı olmasın. (Leyla ile Mecnun)

Kimse tanıdığın gibi kalmıyor. Bir gün bakıyorsun sıcacık, bir gün bakıyorsun buz gibi. (Leyla ile Mecnun)

Aşka heves eden çok kişi gördüm. Senin inleyen âşığını görünce aşk hevesini terk etti. (Fuzûli Divânı)

Senin ağzından çıkan lafa kulağın hiç mi hayret etmiyor? Ben kulak olsam uyandırırdım açıkçası. (Leyla ile Mecnun)

Benim gidişim, dünyanınkine terstir. Sanki ben bu devrin insanlarından başkayım. (Leyla ile Mecnun)

Bil ki, bu gün neye heves edersen yarın unutursun! Hatırlayınca özlem çekersin! Has­ret ahı ile içini yersin! (Rind ile Zahid)

Ben yok oldum, sen var ol. (Leyla ile Mecnun)

Bir gün kavuşma olabilseydi, vücudum baki kalsın, derdim! (Leyla ile Mecnun)

Cehennem ateşinin varlığını itiraf etmeyen kâfir, senin ayrılık derdinin ateşini görünce imana gelir. (Fuzûli Divânı)

Bu alem bir rüya ve hayal imiş. O halde bu rüyaya ve hayale fazla bel bağlayıp sevinme! (Leyla ile Mecnun)

Her şey insana bir sır söyler. (Rind ile Zahid)

Kemeri andıran bir çift kaşı âşıkların belası, her kirpiği kan dökücü bir ok, tertemiz alnı bir bela deniziydi. (Leyla ile Mecnun)

Bu ne olgun kişidir ki incelikleri bilen akıl bile onu anlamakta şaşıp kalmıştır! (Leyla ile Mecnun)

Üç bilinenli bir denklemdir hayat; sabır, şükür, dua. Üçü de Allah’tan, üçü de kalbe şifa. (Fuzûli Divânı)

Gül, yüzünden örtüyü atmış; bülbül, inleyen şarkılar söylemeye başlamıştı… (Leyla ile Mecnun)

Biz gamını çektik; sen başkasına yâr oldun. (Leyla ile Mecnun)

Bilgili kişi, aklıyla cahile yaklaşa­bilir. Lakin cahilin bilgiliye yakınlık ka­zanması zahmetlidir. (Rind ile Zahid)

Yani sen de Fuzuli, hep beni ayıplar, bağrımı edersin kan. Öğrenemedin mi bunca yıl, kolay değil vazgeçmek aşktan? (Leyla ile Mecnun)

Bazan kavuşma arzusuyla, bazan da ayrılık belasıyla ağlarım! (Leyla ile Mecnun)

Dünya düşüncesi, gönlümden huzuru götürdü. Ahiret gamının korkusu, beni zayıflattı. Her kimden işimin çaresini istedimse, yüzlerce defa, benden daha çaresiz olduğu ortaya çıktı. (Rind ile Zahid)

Bir kimse kendinden haberli değilse, bir başkasını tanı­ması nasıl mümkün olsun? (Leyla ile Mecnun)

Kimse birbirini tanımak için sabretmiyor, kimsenin kimseye ayıracak vakti yok. (Leyla ile Mecnun)

Ben sevgilinin cevrine, cefasına alışkınım. Onlar olmazsa ne olur benim hâlim? Yarabbi onun cevrinin, vefasının sonu, sınırı olmasın. “Onun adaleti yoktur” veya “Zulmü çoktur” demeyin. Yarabbi, ne olursa olsun, ama gönül tahtımda ondan başka sultan olmasın. (Fuzûli Divânı)

Bu derdime merhem onu edin, başkasından da söz etmeyin. (Leyla ile Mecnun)

Kötülükleri öğretmek kötülüktür, sakın yapma! (Rind ile Zahid)

Ya Rab, elimden tut; çünkü, dertliyim, düşkünüm; ağlayıp inliyorum, kederliyim! (Leyla ile Mecnun)

Ben, akıldan yol göstermesini istiyorum; lakin, aklım bana yoldan çıkmayı öğütlüyor. (Leyla ile Mecnun)

Bir kimse şekil güzelliğine aşık olursa, şüphesiz onun aşkı, geçici güzelliğin zevaliyle yok olur. (Rind ile Zahid)

Sen bir servisin, ağır yükler yüklenme! Hür ol, esir değil! (Leyla ile Mecnun)

Güzellere kavuşmayı isteyen, kavuşma hevesidir; yoksa olgun bir aşk, ayrılıkla kavuşmayı fark edemez! (Leyla ile Mecnun)

Ey bulut; suyun her eksildiğinde denizlere yalvarıp durma! Gel o suyu bu kan saçan gözümden al; hatta ondan denizlere de bağışla! (Leyla ile Mecnun)

Fuzuli! Cefa görmek istemiyorsan şayet; vefa beklerim deme vefasız dünyada. (Fuzûli Divânı)

Biz cihan sarayını gerçekte viran bilmişiz; esenlik hazinesini bu virane içinde gizli bilmişiz. (Leyla ile Mecnun)

Ey Fuzuli, eğer insanlardan yüz çevirirsem, ayıplama beni; çünkü, kime sokulduysam ondan yüz türlü bela gördüm. (Leyla ile Mecnun)

Mânanın özü, sözün süsü demek değildir, insanlara akıllarının derecesine göre konuşman gerek. (Rind ile Zahid)

Mecnûn ki haberden oldı âgâh. Sûz-i ciger ile çekdi bir âh. (Leyla ile Mecnun)

Nem var ki laf edem özümden, mahfeyle beni benim gözümden. (Leyla ile Mecnun)

Seninle olmak da zor, sensizlik de. (Rind ile Zahid)

Hoş geldin Leyla. Yüreğim biraz tozludur kusura bakma. Bugüne kadar kimse girmedi içeri ne yapsın garip. (Leyla ile Mecnun)

Ger derse ki Fuzûlî; güzellerde vefa var. Aldanma ki şair sözü, elbet yalandır. (Leyla ile Mecnun)

Gönlümdeki yangının hararetinden eksilmeseydi gözümün nemi; göz yumup açana kadar sel içinde bırakırdım âlemi. (Fuzûli Divânı)

Sevgilinin gamı bedenimi, canımı sardı. İçimde sevgilimden başka kimse kalmadı. Bende nasıl benlik olabilir? Beni bende arayan ne bulabilir? (Leyla ile Mecnun)

Şiire heves etme, kötüdür. Güzeldir derlerse, yalandır. (Leyla ile Mecnun)

Dünya, varlığıyla vardır; varsa yok gibidir, yoksa var gibi. (Rind ile Zahid)

İnsan en çok geçmişinden kaçıyor ama insanı da en çok geçmişi mutlu ediyor. (Leyla ile Mecnun)

Söz, gönül hazinesinin mücevheridir; insanın kişilik ve sıfatlarının gerçeklerini yansıtan aynadır. (Leyla ile Mecnun)

Hiç bilenlerle bilmeyenler, bir olur mu? (Rind ile Zahid)

Cihanda eski bir usuldür; kâr isteyen, zararı da göze almalıdır; canan dileyen, cefaya katlanmalı; hazine isteyen de ejderhaya tahammül etmelidir. (Leyla ile Mecnun)

İnsanlardan öyle usanmıştı ki, kendi aksini bile düşman sanıyordu. (Leyla ile Mecnun)

Bunda şüphe yoktur ki, kitap okumanın çokluğu, şüpheyi gidermez, belki şüphenin artmasına sebep olur! (Rind ile Zahid)

Ya Rabbi! Yardım et, çünkü hor ve hakir bir halde ağlayıp inliyorum. Fakat, dergahına fazlası ile ümit bağlamışım. (Leyla ile Mecnun)

Kimse bana aşktan bahsetmedi; işte şimdi senden işittim adını! (Leyla ile Mecnun)

Başlangıçtan sonuna kadar, yaradılışımızın dört mevsiminde, her mihnete karşılık Allah, bir nimet vermiştir: Acizliği, her­ şeyden habersizliğin nimeti; güzelliği, kabul görme cazibesi; aşkı, muhabbetin zevki ve de yaşlılığın zayıflığını, vakar ve saygı! (Rind ile Zahid)

Sevgilim gönlümden kayıp değildir; ağlayan gözümden kayıp olursa n’olur, sanki? (Leyla ile Mecnun)

Bu alem hoş bir geçim evidir; ama, ne yazık ki temeli sağlam değildir. (Leyla ile Mecnun)

Kulun kula kulluğu, kula yaraşmaz.(Rind ile Zahid)

Yine herkesi kendim gibi sandım en zayıf noktamızda buydu zaten. (Leyla ile Mecnun)

Senin bakmaya meylin olmadıktan sonra, bendeki bu yüz güzelliği ne işe yarar? (Leyla ile Mecnun)

Doğrusu; saltanattan gâfil olan bir cahil, sultanlara yanaşmaya çalışan bir âlimden daha iyidir. (Rind ile Zahid),

Ben, Musa gibi, sözü güçlü bir şairim; ortalık sihirbazdan geçilmiyor, bense mucizeyim. (Leyla ile Mecnun)

Tövbe et; çünkü tövbe, amellerin en güzelidir. Kurtuluş için gayret et; çünkü bu gereklidir. (Leyla ile Mecnun)

Matemlinin gözyaşı rahmet yağmuru ve şevkat nişanesidir. (Saadete Ermişlerin Bahçesi Kerbela)

Beni öldüren görmezlikten gelişindir. (Leyla ile Mecnun)

Hiçbir cevher, niyaz ehlinin gözyaşı mücevherinden üstün değildir. (Saadete Ermişlerin Bahçesi Kerbela)

Belki başka bi zaman başka bi yerde. Sonuçta yarım kalan her şey tamamlanmaya muhtaçtır. (Leyla ile Mecnun)

Kur’an, birçok ayette düşünmeyi teşvik ve insanların tabiatı okumalarını tavsiye eder. (Tevhid Fuzûli)

Mende Mecnun’dan füzün âşıklık isti’dâdı var. Âşık-i sadık menem Mecnun’un ancak adı var. (Bende, Mecnun’dan daha fazla âşıklık yeteneği var. Oysa sadık âşık benim, Mecnun’un sadece adı çıkmış.) (Leyla ile Mecnun)

Bu yoldan uzak durmak olmaz; çünkü en güzel yoldur sana giden yol. (Leyla ile Mecnun)


Fuzûli Sözleri ve Alıntıları
Özlü Sözler
Fuzûli (d. 1483, Hilla – v. 1556, Bağdat), Türk divan şairi

Yorum Yaz