Özlü Sözler

Peyami Safa Sözleri

Peyami Safa Sözleri

Peyami Safa Sözleri ve Alıntıları

Ne ala şey! Bütün meşguliyetleri kendimden başka herkese yüklemenin yollarını buluyorum (Selma ve Gölgesi).

Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile… (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Çünkü susmak cevapların en fenasıdır. (Yalnızız)

Kendi kendini aldatmak başkalarını kandırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye başlar. (Fatih Harbiye)

Herkes yalandan nefret eder ve yalan söyler… (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

İnsanı yalnız bir illet öldürür: Sıkıntı. (Yalnızız)

Ben yalnızım, ben yalnızım, yalnızım. Yalnızım, evet, herkes yalnızdır. (Yalnızız)

Çay iç. Çay, çay, açılırsın, çay iç. (Bir Tereddüdün Romanı)

Beni anlamayanlara karşı soğuğum; fakat bu kadar anlayanlardan da ürküyorum. (Yalnızız)

Kendi kendime karşı çok borçlandım. Kendime vadettiğim şeyleri yapamazsam utancımdan aynaya bakamayacağım. (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Her hastalık evvela ruhta başlayıp sonra vücuda sirayet etmiş bir isyandır. (Yalnızız)

Âşıklara haber vermek isterim. Kalbin bütün meseleleri yalnız kalbde halledilir. Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir. (Yalnızız)

Büyük bir hastalık geçir­meyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler. (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Çok tanıdığı vardı, hiç dostu yoktu. (Yalnızız)

Herkes hafızasından şikayet eder, muhakemesinden şikayet eden yoktur. (Yalnızız)

Ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürüyor. (Bir Akşamdı)

Bazen insan yok olduğu zaman mı var olur? (Yalnızız)

İnsanın en kolay aldatabildiği budala, kendi kendisidir. (Yalnızız)

Ah, insanlar niçin her şeyi anlayamıyorlar? (Fatih Harbiye)

Kendi yalanlarım başkalarından evvel beni aldattılar. (Yalnızız)

Yalancılığa da doğruculuğa da tahammül edilmeyen bir dünyadayız. (Yalnızız)

Ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyaların bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum. (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Bu dünya o kokladığın limona benzer: Yuvarlak, ekşi… Fazla sıkmaya gelmez, tadı kaçar. (Yalnızız)

Derin tesirler dilsizdir. (Yalnızız)

Aşk aleyhine bin şey söylenir, fakat insanlar gene sevmeğe devam ederler. (Biz İnsanlar)

İnsan sevince kavga etmek istiyor. (Yalnızız)

Tecrübeden sonraki idrak evvelkinden çok daha pahalıdır. (Yalnızız)

Ben sustuğum zaman bile sen beni anlamalısın. (Fatih Harbiye)

Dün gece az uyudum. Meseleyi halledebilmiş değilim. (Yalnızız)

Varlığıma bir mana vermediğim zamanlar çıldırıyorum. Kendimi bazen taşıyamayacak kadar manasız buluyorum. (Bir Tereddüdün Romanı)

Aşk bir hayaldir ve realitenin bu kadar bol ışığına dayanamaz. (Matmazel Noraliya’nın Koltuğu)

Öyle bir yaştaydım ve öyle bir mizaçtaydım ve çocukluğumda o kadar az oyun oynamıştım ve aldatmasını o kadar az öğrenmiştim ki, yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu. (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Suçlamak anlamaktan daha kolaydır, anlarsan değişmen gerekir. (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Değmez bu kadar sıkıntıya. Bu dünya böyle işte. Kabul edeceksin. (Yalnızız)

bilmek için bilgi kafi değildir, anlamak da lazımdır. (Yalnızız)

Yarabbi! Meramımı hakkıyla ifade edemiyorum, beni anla. (Matmazel Noraliya’nın Koltuğu)

Aşkın yerini aşktan başka hiçbir şey tutamaz. çünkü insan severken yalnız sevgilisini değil, aşkı da seviyor. (Kızlar ve Yıldızlar)

Çünkü susmak cevapların en fenasıdır. (Yalnızız)

İnsanın bütün felaketleri tabiata karşı gelmesindendir. (Yalnızız)

İçimde hep ne olduklarını bilmediğim gizli ve meçhul ümitlere sarılmıştım; onlar olmasa bir saniye nefes alamazdım. (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Kaderinin şoförü sensin. Emin ol. Onu dram istikametinde sürme. Biraz gül, yahu! Değmez vallahi bu dünya. (Yalnızız)

Bu dünya sözlerini tutmayanlarındır… (Şimşek)

Bir şeyden gelen bir şüphe, her şeyden şüphe ettirir… (Bir Akşamdı)

İnsanın içinde ne kadar başka başka insanlar var. Ne çabuk değişiyor insan. (Yalnızız)

Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum. (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Matematik kadar taş düşsün başlarına o hocaların. (Yalnızız)

Galiba yaşamaktan pek yorulmuşum. (Canan) – Peyami Safa Sözleri

Çok tanıdığı vardı, hiç dostu yoktu. (Yalnızız)

O hâlde ben, terk eden bir terkedilmiş durumunda olacağım. Şeklen terk eden, hakikatte terkedilmiş. (Yalnızız)

Çabuk uyumak, kaybolmak istiyorum. (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Dünyasından memnun olmayanlar ne kadar benziyorlar birbirlerine. (Yalnızız)

Geçmeyeceğini bildiğim bir buhran içindeyim. (Sözde Kızlar)

İçimde yaşanmamış anların hatıraları var. (Yalnızız)

Bu dünyada en bahtiyar ve zeki kadınlar kimlerdir, bilir misiniz? Hiçbir sırrı olmayanlardır. (Yalnızız)

Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı. Aptallığın şerefli bir tarihi bile yok… (Matmazel Noraliya’nın Koltuğu)

Niçin beni hep ikiye bölüyorsun? Ve kendimle mücadeleye mecbur ediyorsun? (Yalnızız)

Kendi kendime karşı çok borçlandım. Kendime vadettiğim şeyleri yapmazsam utancımdan aynaya bakamayacağım. (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Bilesin ki, insanın içi rahat olmazsa hayatın zevki yoktur. Üç beş dakikalık geçici keyif, günlerce fitil fitil burnundan gelir insanın. Bunları vasiyetim gibi dinle. Vasiyet, nasihat değil. (Yalnızız)

Çünkü ben bir anın içinde bütün varlığımla var değilim. En büyük parçalarım geçen zamanın içinde. (Yalnızız)

Ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürüyor. (Bir Akşamdı)

Eğer güzellerin vücutlarında göz ısırıkları iz bıraksaydı, bütün yüzleri, boyunları, bacakları, ayakları çürük içinde kalırdı. (Yalnızız)

En çok düşündüğümüz kelimeyi en az kullanmaya bizi mecbur eden gururumuzu aldatmak için, sevmek fiiline sözden başka ifade şekilleri ararız. (Yalnızız)

Onlar ki bir türedi nesildirler, yalnız kendi ömürlerini iyi sürmek için memlekette kahraman görünerek toprağı satarlar. (Mahşer)

Unutmak için en iyi çare unutmaya çalışmak değil, çalışmamaktır. (Yalnızız)

Seni gördüğüm vakit evvelce kaybettiğim bir şeyi bulmuş gibi oldum. (Bir Akşamdı)

Tepem atmazsa benden akıllı yoktur. Zıvanadan çıkarsam benden deli yoktur. (Sözde Kızlar)

Fakat içinde çok derin, tehlikeli duyguların uyanışını fark ediyordu. (Fatih Harbiye)

Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır filan… (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Ben sustuğum zaman bile sen beni anlamalısın… (Fatih Harbiye)

Aşk, sevgiliden uzakta büyür. Bu kanun hiç şaşmaz. (Kadın, Aşk, Aile)

Kendimi en çok sevdiğim an, kendime çok acıdığım an. Beni yalnız bu koruyor: Bu aşk, bu merhamet… (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Azıcık tahsil görmüş kızlarımızda ev kadınlığına karşı bir tiksinti başlamış olduğunun farkında mısınız? (Kadın, Aşk, Aile)

Az ümit edip çok elde etmek hayatın hakiki sırrıdır. (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu)

Evlenmek insanı yalnızlıktan kurtarmaz, belki daha müthiş bir yalnızlığa atar. Bu iki kişinin bir arada ve ayrı ayrı yalnız kalması demektir. (Bir Tereddüdün Romanı)

Bir kibrit alevinin geçici ışığında görünüp kaybolan eşya gibi, birçok hatıralar parlayıp sönüyordu. (Fatih Harbiye)

Kalbin bütün meseleleri yalnız kalpte halledilir. (Yalnızız)


Peyami Safa Sözleri ve Alıntıları
Özlü Sözler
Peyami Safa (Server Bedi) (d. 1899, İstanbul – ö. 15 Haziran 1961, İstanbul), Türk hikâye ve roman yazarı.

Yorum Yaz